Mevlevilikte 1001 Günlük Çile Nedir?

Mevlevilikte 1001 günlük çile nedir? Matbah-ı Şerif’te 18 hizmetten dervişliğe uzanan nefis terbiyesi ve manevi pişme sürecinin bilinmeyen detayları.
Mevlevîlikte dervişlik mertebesine ulaşmak, sadece bir niyet değil, sabır ve sadakatle örülmüş 1001 günlük bir eğitim sürecidir. Bu sürece tasavvuf literatüründe “Çile-i Mevlevîyye” adı verilir.
Mevlevilikte 1001 Günlük Çile
Mevlevîlikte çile, diğer tarikatların aksine karanlık hücrelerde değil, Matbah-ı Şerif denilen mutfakta çekilir. Burası sadece yemek pişirilen bir yer değil, dervişin “hamlıktan kurtulup piştiği” manevi bir akademidir. Eğitim burada başlar, çünkü hizmet etmeden hükmetmek, pişmeden olgunlaşmak mümkün görülmez (Abdülbâki Gölpınarlı, Mevlevî Âdâb ve Erkânı).
18 Hizmet: Nefsin Terbiyesi
Çileye başlayan adaya nev-niyâz denilir. Bu 1001 günlük süreçte aday, mutfakta 18 farklı hizmeti yerine getirmek zorundadır. Bu hizmetler; bulaşık yıkamaktan (kâsedarlık) yerleri süpürmeye (ferraşlık), pazara gitmekten (somatçılık) dervişlerin ayakkabılarını düzeltmeye kadar uzanır. Her hizmet, nefsin bir gurur basamağını kırmayı hedefler (TDV İA, Mevleviyye maddesi).
Saka Postu: İlk Gözlem Süreci
Çileye niyet eden kişi, mutfağın girişinde bulunan Saka Postu üzerinde üç gün boyunca oturur. Bu üç gün boyunca hiç konuşmadan mutfaktaki yaşantıyı, dervişlerin birbirine olan nezaketini ve hizmetin zorluğunu izler. Eğer bu süre sonunda kararlıysa çileye kabul edilir (Abdülbâki Gölpınarlı, Mevlevî Âdâb ve Erkânı).
Çilenin Kırılması ve Adab
1001 gün boyunca aday, zorunlu haller dışında Mevlevîhâne‘den dışarı çıkamaz. Eğer bir vakit namazını kaçırırsa veya bir hizmeti aksatırsa “çilesi kırılmış” sayılır ve sürece en baştan (birinci günden) başlaması gerekir. Bu, dervişin disiplin ve devamlılık konusundaki samimiyetini ölçer (Feridun bin Ahmed, Risâle-i Sipehsâlâr).
Hücre-nişinlik: Dervişlik Beratı
1001 günü başarıyla tamamlayan nev-niyâz için özel bir merasim düzenlenir. Şeyh efendinin duasıyla kendisine Arakıyye ve Sikke giydirilir. Artık o kişi bir “Derviş”tir ve tekkede kendine ait bir odaya (hücreye) geçme hakkı kazanır. Bu ana “Hücre-nişînlik” denir (TDV İA, Mevleviyye).
Mevlevilikte “Can” Demek
Mevlevîhânede çile çeken veya hizmet eden dervişler, birbirlerine sosyal statüleri, yaşları veya kıdemleri ne olursa olsun “Can” diye hitap ederlerdi. Bu hitap biçimi, Mevlevî adabının temelini oluşturan “eşitlik” ve “hiçlik” ilkesinin en zarif yansımasıdır.
Neden 1001 Gün Çilesi?
Sayısal sembolizmde 1001, sonsuzluk ve tamamlanma eşiğidir. 1000 çokluğu, sondaki “+1” ise her şeyin kaynağı olan “Vahdet”i (Bir’i) simgeler. Hz. Mevlânâ’nın “Hamdım, piştim, yandım” sözüyle özetlediği sürecin kurumsallaşmış halidir.





















