Mescid-i Aksa Gerçekte Nerede?
Altın kubbe mi, kurşun kubbe mi? Mescid-i Aksa aslında neresi? Kafa karışıklığını bitiren gerçekler ve kutsal mekânın sınırları haberimizde.
Yıllardır her Kudüs haberinde karşımıza çıkan o görkemli kareler, beraberinde büyük bir yanılgıyı da getiriyor. Pek çok kişi altın kubbeli yapıyı Mescid-i Aksa sanırken, bir kesim ise sadece kıble yönündeki mescidi bu isimle anıyor. Peki Mescid-i Aksa aslında neresi? İşte kafa karışıklığını giderecek gerçekler ve kutsal mekânın sınırları.
Mescid-i Aksa Neresi: Altın Kubbe mi, Kurşun Kubbe mi?
Pek çok kişi, televizyon ekranlarında sıkça gördüğü altın kubbeli Kubbetü’s-Sahra’yı Mescid-i Aksa sanıyor. Bazıları ise sadece güneydeki siyah/kurşun kubbeli Kıble Mescidi’ni bu isimle anıyor. Ancak tarihi ve dini kaynaklar bambaşka bir gerçeğe işaret ediyor.
Aslında Mescid-i Aksa, yaklaşık 144 dönümlük bir arazinin tamamına verilen isimdir. Yani o devasa avlunun içine girdiğiniz andan itibaren bastığınız her yer, surlarla çevrili bu “Harem-i Şerif” bölgesinin tamamı Mescid-i Aksa’dır (TDV İA, “Mescid-i Aksa” maddesi).
Mescid-i Aksa’nın Sınırları
Mescid-i Aksa, sadece tek bir binadan ibaret değildir. İçerisinde Kubbetü’s-Sahra, Kıble Mescidi, Burak Mescidi, Mervan Mescidi gibi kapalı ibadet alanlarının yanı sıra; çok sayıda medrese, namazgah, kuyu ve revak barındıran bir külliyedir. İslam coğrafyacıları, bu alanın tamamının kutsal olduğunu ve namaz kılmanın sevabının tüm bu 144 dönümlük araziyi kapsadığını belirtir (Mücîrüddin el-Uleymî, el-Ünsü’l-celîl).
Neden Kafa Karışıklığı Yaşanıyor?
Bu kafa karışıklığının en büyük sebebi, görsel medyanın altın kubbeli yapıyı (Kubbetü’s-Sahra) estetik açıdan daha çok ön plana çıkarmasıdır. Tarihçilere göre, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Miraç gecesi semaya yükseldiği noktanın üzerine inşa edilen Kubbetü’s-Sahra, bu muazzam külliyenin kalbi niteliğindedir ancak tek başına “Aksa” değildir (Zekeriya Kurşun, 100 Soruda Kudüs).
İlk Kıble ve Miraç’ın Merkezi
Mescid-i Aksa’nın neden bu kadar önemli olduğu sorusunun cevabı ise İslam’ın köklerinde yatıyor. Müslümanların ilk kıblesi olması, İsra ve Miraç hadiselerinin burada yaşanması, mekânı kutsal kılıyor (Kur’an-ı Kerim, İsra Suresi 1. Ayet). Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahların bu bölgeye yaptığı büyük hizmetler ve çevre surlarının onarımı, mekânın bugünkü heybetli görünümüne kavuşmasını sağladı (TİKA Arşivleri).

Özetle: Adım Attığınız Her Yer Aksa!
Eğer bir gün Kudüs’e yolunuz düşerse ve surların içindeki o geniş bahçeye adım atarsanız, bilin ki Mescid-i Aksa’nın tam içindesiniz. İster bir zeytin ağacının gölgesinde oturun, ister açık alandaki bir seccadede namaz kılın; 144 dönümün her karesi bu kutsal mekânın bir parçasıdır (Ahmet Fakîh, Kitâbu Evsâf-ı Mesâcidi’ş-Şerîfe).