Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 6 °C
Çok Bulutlu

    İlk Mutasavvıflar ve Sufiler Kimlerdir?

    27.02.2026
    11
    İlk Mutasavvıflar ve Sufiler Kimlerdir?

    İlk mutasavvıflar ve sufiler kimlerdi? Hasan-ı Basri’den İbnü’l Arabi’ye tasavvuf tarihine yön veren öncü isimler haberimizde.

    İslam dünyasında derin bir iz bırakan tasavvuf yolu, dinin hem görünen hem de derin manevi yönlerini yansıtan bir hayat tarzıydı. Bu yolun ilk yolcuları olan sufiler; gösterişten uzak duran, nefsini tezkiye eden ve hayatını Hakk’ın rızasını kazanmaya adayan kimselerdi. Bu manevi disiplini bir ilim olarak yaşayan ve yaşatan bu öncülere aynı zamanda mutasavvıf denilirdi.

    Sufi Ne Demek? Kime Sufi Denir?

    “Sufi” kelimesinin kökeni hakkında birçok görüş olsa da en kabul göreni, bu kişilerin giydiği yünlü kıyafetlerden (sûf) dolayı bu ismi almalarıdır. İlk dönem sufileri, dünya malına değer vermeyen, azla yetinen ve asıl zenginliği ruhun temizliğinde arayan“zahid” kişilerdi. Onlar için tasavvuf, güzel ahlaklı olmak ve her an yaratıcıyla beraber olma bilinciydi (TDV İA, Sufi maddesi).

    Tasavvuf Tarihine Yön Veren İlk Sufi ve Mutasavvıflar

    Tasavvufun bir ekol haline gelmesinde rol oynayan ilk isimler, bugün bile hâlâ rehber kabul edilen büyük zatlardır.

    Ebû Hâşim es-Sûfî (ö. 150/767): İlk “Sufi” Unvanlı Zat

    Ebû Hâşim es-Sûfî, tarihte “Sufi” lakabıyla anılan ilk kişidir. Tasavvufun bir yaşam biçimi olarak belirginleşmesinde öncü rol oynar. Onunla birlikte bu yol, daha görünür ve sistemli bir hal almaya başlar (Serrâc, el-Lüma’).

    Hasan-ı Basrî (ö. 110/728): Zühd Döneminin Piri

    Hasan-ı Basrî Hz. tasavvuf tarihinin başlangıç noktasında yer alan en önemli isimdir. İnsanın her an kendi kusurlarını görmesi ve nefis muhasebesi yapması gerektiğini savunur. Ondan sonra gelen neredeyse tüm yollar onun görüşlerinden beslenir (Kuşeyrî, er-Risâle).

    Fudayl b. İyâz (ö. 187/803): Tövbenin ve Samimiyetin Simgesi

    Fudayl b. İyâz, hayatındaki büyük değişim ve samimi tövbesiyle tanınır. “Mekke Haremi’nin Zahidi” olarak bilinen Fudayl, korku ile umut arasındaki ince çizgiyi en iyi yansıtan isimlerden biridir (Feridüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ).

    Ma‘rûf-i Kerhî (ö. 200/815-16): Kerem ve Cömertlik Kapısı

    Ma‘rûf-i Kerhî Hz. Bağdat tasavvuf okulunun temel taşlarındandır. “Tasavvuf, hakikatleri ele geçirmek ve halkın elindekinden ümit kesmektir” sözüyle bu yolun ana felsefesini özetler (Hucvirî, Keşfü’l-Mahcûb).

    Zünnûn el-Mısrî (ö. 245/859): Hikmet ve Marifetin Öncüsü

    Zünnûn el-Mısrî, tasavvufa “marifet” (kalbi bilgi) kavramını kazandıran isimdir. Doğayı bir kitap gibi okuması ve Allah’ın sanatını her yerde görmesiyle bu yola derin bir düşünce ufku kattı (Kuşeyrî, er-Risâle).

    Sufilikte Zirve İsimler ve Sistemleşme

    Zamanla bu manevi yol, belirli kuralları olan sistemli bir ilme ve yüksek bir felsefeye dönüşür.

    Râbiatü’l-Adeviyye (ö. 185/801): Allah’a duyulan karşılıksız sevgiyi (ilahi aşk) merkeze alan ilk büyük sufi kadındır (Feridüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ).

    Cüneyd-i Bağdâdî (ö. 297/910): “Sufilerin Efendisi” olarak anılır. Tasavvufu dini kurallar ve akılla birleştiren, aşırılıklardan uzak tutan en büyük otoritedir (Kuşeyrî, er-Risâle).

    İbnü’l-Arabî (ö. 638/1240): Tasavvufu en yüksek felsefi seviyeye taşıyan“Şeyhü’l-Ekber”dir. Varlık birliği (Vahdet-i Vücud) düşüncesiyle tasavvuf tarihinin en etkili şahsiyetlerinden biri oldu (TDV İA, Tasavvuf maddesi).

    İlk Sufilerin Ortak Özelliği Nedir?

    Bu öncü isimlerin ve ilk dönem sufilerin en belirgin ortak özelliği; söz ile özün birliği, tam bir tevazu ve karşılıksız hizmettir. Onlara göre tasavvuf, “başkasının yükünü çekmek ama kendi yükünü kimseye yüklememektir.” Bu mutasavvıflar, İslam coğrafyasının her köşesine sadece bilgi değil, bizzat yaşayarak örnek oldukları ahlakı taşıdılar (Serrâc, el-Lüma’).

    Tasavvuf Nasıl ve Neden Ortaya Çıktı? – Prof. Dr. Reşat Öngören | Vav TV

    Murat Karadeniz
    Murat Karadeniz, tarih, coğrafya, genel kültür ve kültür-sanat alanlarında içerikler üreten Tarih Gastesi’nin kurucusu ve editörüdür. Eski uygarlıklar, Türk-İslam medeniyeti ve dünya tarihine odaklanan araştırmaya dayalı yazılar yayımlamaktadır. Amacı, tarihi doğru kaynaklara dayalı, sade ve anlaşılır bir dille geniş kitlelere ulaştırmaktır.
      ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

      Henüz yorum yapılmamış.