Hz. Hamza Kimdir? Hayatı
Allah’ın Aslanı ve Şehitlerin Efendisi Hz. Hamza kimdi? Cesaretiyle tarihin akışını değiştiren bu büyük sahabi, İslam’a nasıl girdi ve nasıl şehit oldu?
İslam tarihinin en heybetli kahramanlarından biri olan Hz. Hamza’nın, asaletle başlayan ve şehadetle zirveye ulaşan hikâyesine yakından bakalım.
Allah’ın Aslanı ve Şehitlerin Efendisi: Hz. Hamza’nın Hayatı
İslam tarihinin gidişatını değiştiren askeri dehası ve sarsılmaz duruşuyla tanınan Hz. Hamza’nın, Mekke’nin aristokrat saflarından Uhud’un şehadet mertebesine uzanan kronolojik hayat hikâyesi şöyledir:
Doğumu ve Peygamberimizle Olan Yakın Bağı
Hz. Hamza, Fil Vakası’ndan yaklaşık iki yıl önce 570 (veya 568) yılında Mekke’de doğdu (İbn Sa’d, et-Tabakat). Kureyş’in en soylu ailesi olan Hâşimoğulları’na mensup.
Babası Abdülmuttalib, annesi ise Peygamberimizin annesi Hz. Âmine’nin amcasının kızı olan Hâle’dir (İbn Hişâm, es-Sîre).
Peygamber Efendimiz ile hem amca-yeğen hem de Süveybe Hanım tarafından emzirildikleri için sütkardeşler (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gābe). Aralarında sadece 2 ile 4 yaş fark var (TDV İA, “Hamza” md.).
Kişiliği ve Gençliği
Mekke’de yetişirken dürüstlüğü, haksızlığa boyun eğmeyen sert duruşu ve inanılmaz cesaretiyle nam saldı. En büyük meşguliyeti avcılıktı. Sabahın ilk ışıklarıyla çöle çıkar, mahir bir okçu ve nişancı olarak avlanır, dönüşte Kâbe’yi tavaf edip Kureyş’in meclislerine katılırdı (Vâkıdî, el-Megâzî). Toplum içinde “Kureyş’in en şerefli ve en güçlü genci” diye anılıyordu (İbn Hişâm).
Müslüman Oluşu (616)
Müslüman olması, yeğeni Hz. Muhammed’e (s.a.v.) duyduğu derin sevgi ve adaletsizliğe olan öfkesiyle başladı. Ebû Cehil’in Safâ tepesinde Efendimize hakaret ettiğini duyunca, av dönüşü elinde yayıyla Kâbe’ye gitti. Ebû Cehil’in kafasına yayıyla vurup: “Ben de Muhammed’in dinindeyim, gücü yeten varsa gelsin!” diyerek İslam’ı seçtiğini haykırdı (İbnü’l-Esîr). Onun bu kararı, baskı altındaki Müslümanlara büyük bir nefes aldırdı (TDV İA).
İslam’a Katkıları
Medine’ye hicret ettikten sonra İslam ordusunun ilk sancaktarı oldu. Sîfülbahr seferinde İslam’ın ilk sancağını bizzat Efendimizden teslim aldı (İbn Sa’d). Bedir Savaşı’nda iki kılıçla savaş meydanına daldı ve müşriklerin dev isimlerini tek başına saf dışı bıraktı (Vâkıdî). Sergilediği bu efsanevi kahramanlık nedeniyle kendisine “Esedullah” yani “Allah’ın Aslanı” dendi (İbnü’l-Esîr).
Vefatı ve Şehadeti (625)
Uhud Savaşı’nda yine aslanlar gibi çarpışırken, Bedir’in intikamını almak isteyenlerin pususuna düştü. Hind’in kiraladığı köle Vahşi tarafından bir mızrak darbesiyle şehit edildi (Vâkıdî). Peygamber Efendimiz, amcası Hz. Hamza’nın naaşına yapılan saygısızlığı görünce derin bir üzüntü duydu ve onu ‘Seyyidü’ş-şühedâ’ (Şehitlerin Efendisi) olarak ilan etti (İbn Hişâm; TDV İA).