Diş Kirası Geleneği Nedir?

Osmanlı’da diş Kirası nedir, nasıl verilirdi? İftar sofralarının en naif sırrı, zenginle fakiri buluşturan Diş Kirası geleneğinin hikâyesi.
Ramazan ayı Osmanlı’da sadece ibadet demek değildi; aynı zamanda nezaketin, paylaşmanın ve ince düşüncenin yarıştığı bir dönemdi. Bu dönemin en çok şaşırtan ve “Keşke bugün de olsa” dedirten geleneği ise kuşkusuz Diş Kirası. Peki, ev sahibinin misafirine hediye verdiği bu gelenek tam olarak nedir? Gelin, tarihin tozlu sayfalarındaki bu naif hikâyeye yakından bakalım.
Diş Kirası Nedir?
Aslında ismi her şeyi anlatıyor. Eskiden zengin konaklarında veya sarayda verilen iftarlara halktan kişiler de davet edilirdi. İftar yapılıp teravih namazına gidileceği sırada ev sahibi misafirlerine kadife keseler içinde altın, gümüş akçe ya da kıymetli tespihler, yüzükler hediye ederdi.
Bu hediyeyi verirken kurulan cümle ise hayranlık uyandırıcıdır: “Siz bu akşam bizim soframıza gelip dişlerinizi yordunuz, bizim sevap kazanmamıza vesile oldunuz. Bu da sizin dişinizin kirasıdır.” Yani ev sahibi, misafirini ağırladığı için ona borçlu hissediyor!
Diş Kirası Geleneği Nasıl Ortaya Çıktı?
Diş kirasının temeli, “komşusu açken tok yatmayan” ve misafiri “Tanrı misafiri” sayan o eski anlayışa dayanıyor. Tarihi kaynaklar bu geleneğin nasıl işlediğini şöyle anlatıyor:
- Zengin ve Fakir Aynı Sofrada: Büyük konaklarda kapılar iftar vakti herkese açılırdı. Ev sahibi, gelen kişinin kim olduğuna bakmaksızın en iyi ikramı sunardı.
- Gizli Sosyal Yardım: Aslında bu gelenek, durumu iyi olmayan insanlara onları incitmeden yardım etmenin bir yoluydu. Yardımın adı “sadaka” değil, nezaket dolu bir “kira” olunca kimsenin onuru kırılmazdı (Abdülaziz Bey – Osmanlı Âdet, Merasim ve Tabirleri).
Kimler, Neler Verirdi?
Sarayda padişahların veya devletin ileri gelenlerinin verdiği diş kiraları oldukça görkemliydi. Sadrazamların konaklarında gümüş akçelerin yanı sıra ipekli kumaşlar veya değerli taşlarla süslü eşyalar dağıtılırdı (Halit Ziya Uşaklıgil – Saray ve Ötesi).
Ancak mesele sadece maddi güç değildi. Bu gelenek, toplumsal barışı ve sınıflar arasındaki bağı o kadar güçlü tutuyordu ki; zengin ile fakir aynı sofrada oturup aynı duaya “amin” diyordu (İlber Ortaylı – İstanbul’dan Sayfalar).
Bugün Neden Önemli?
Bugün belki misafirlerimize altın keseleri dağıtmıyoruz ama “Diş Kirası” bize çok önemli bir şeyi hatırlatıyor: Nezaket. Birine yardım ederken onu onurlandırmak, kapıyı çalana sadece yemek değil gönül de açmak…






















