Sufi Ne Demek? Kime Denir ve Kökeni Nedir?
Sûfî nedir, ilk sûfîler kimlerdir? Sûfî kelimesinin kökeninden tarihsel gelişimine kadar tasavvuf yoluna dair merak edilen tüm detaylar bu rehberde.
İslâm’ın irfan geleneğinde gönülleri arındırmayı ve Hakk’a yakınlık kazanmayı amaçlayan tasavvuf yolu, bu yolu izleyenleri ruhî olgunluk ve ihlâsın simgesi olan ‘sûfî’ unvanıyla anar. Peki, bu derinlikli kavramın kökeninde ne yatar?
Sûfî Nedir, Kime Denir?
Klasik kaynaklarda sûfî; dinin zahirî (şekilsel) hükümlerini titizlikle yerine getirirken, bâtınî (içsel) anlamda kalbini arındırıp yalnızca Hakk’ın rızasını gözeten kişi olarak tanımlanır. Tasavvufun kurucu isimlerinden Sülemî, sûfîyi; “kalbi saflaşmış, nefsini arındırmış ve hakikat yolunda sebat eden kul” olarak tarif eder (Sülemî, Tasavvufun Ana İlkeleri, s. 10).
Hücvîrî ise kavramın zirve noktasını belirler: “Nefsini yok ederek Hakk ile bâkî kalan kimse” (Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb, s. 115). Gelenekte sûfî ile mutasavvıf arasında ince bir derece farkı gözetilir: Mutasavvıf, bu yolda gayret eden yolcuyu; sûfî ise yolculuğun kemale ermiş hâl sahibini ifade eder.
Sûfî Kelimesinin Kökeni Nedir?
Sûfî kelimesinin menşei üzerine birçok görüş bulunsa da en yaygın kabul, kelimenin Arapça “yün” anlamına gelen “sûf” kelimesinden türediğidir. Şarkiyatçı Annemarie Schimmel, ilk zâhidlerin dervişane bir hayatın simgesi olarak giydikleri kaba yün elbiselerin bu ismin temeli olduğunu belirtir (Schimmel, İslam’ın Mistik Boyutları, s. 18).
Ashâb-ı Suffe Sûfî miydi?
Kuşeyrî, kelimenin “safâ” ve “safvet” (kalp temizliği) kavramlarıyla olan manevi ilişkisini kabul etmekle birlikte, “yün” kökeninin tarihsel ve dilbilgisel açıdan daha güçlü olduğunu aktarır (Kuşeyrî, Risâle, s. 57-58). Ashâb-ı Suffe, tarihsel ve kavramsal açıdan sûfî olarak adlandırılamaz; zira “sûfî” kavramı hicrî II. yüzyıldan itibaren kullanılan bir terimdir. Bununla birlikte tasavvuf geleneği, Ashâb-ı Suffe’yi sûfîliğin doğrudan kaynağı olarak değil; zühd, fakr ve dünya nimetlerinden uzak durma anlayışı bakımından manevî bir zemin ve örneklik olarak görür (Bkz. DİA, “Sûfî” md., c. 37, s. 468).
Sûfî Kelimesi İlk Ne Zaman Kullanıldı?
Kur’an ve hadislerde geçmeyen sûfî kelimesi, Hicrî I. (VII.) yüzyılın sonlarından itibaren duyulmaya başlandı. Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin Kâbe’yi tavaf ederken bir sûfî gördüğünü söylemesi, kavramın ne kadar erken dönemde kullanıldığını kanıtlar. Kelimenin toplumsal bir unvan olarak yaygınlaşması ise Hicrî II. yüzyılda gerçekleşti. İbnü’n-Nedîm, bu unvanın o dönemde tanınır bir kimlik hâline geldiğini belgeler (İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, s. 234).
İlk Sûfîler Kimlerdir?
Tasavvuf büyükleri, manevî silsilelerini Hz. Ebubekir ve Hz. Ali gibi sahâbîlere dayandırsa da “sûfî” unvanının kurumsal olarak kullanılması daha sonraki dönemlere rastlar.
Önde Gelen Sufiler
Tasavvufun belirginleştiği Hicrî II. ve III. yüzyılların önde gelen isimleri şunlardır:
Hasan-ı Basrî: Zühd döneminin öncüsü kabul edilir.
Râbia el-Adeviyye: Tasavvufa “İlahi Aşk” (Muhabbetullah) kavramını getiren isimdir.
Ebû Hâşim es-Sûfî: Kaynakların çoğuna göre “sûfî” lakabını bizzat ismiyle taşıyan ilk şahsiyettir (İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve, c. 2, s. 104).
Fudayl b. İyâz ve Ma‘rûf-i Kerhî: Tasavvufun ahlaki ve disiplin temellerini atan isimler olarak tarihe geçtiler.
Sûfîlik Günümüzde Ne İfade Ediyor?
Bugün sûfîlik, yalnızca tarihsel bir unvan değil; modern dünyanın karmaşasında nefsi arındırma ve “İhsan” mertebesine (Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmek) ulaşma arayışıdır. Sülemî’nin bin yıl önce yaptığı tanım bugün de geçerliliğini korur: “Sûfî, her nefeste Hakk’a yönelen, kalbini saflaştıran ve niyetinde ihlâsı esas alan kimsedir.” İslam irfan geleneği; sabır, tevazu ve edep gibi manevi değerleri diri tutarak günümüz insanına bir iç huzur kapısı aralamaya devam ediyor.
Kaynak: Tarih Gastesi