İran-ABD ve İsrail Savaşı Türkiye’yi Nasıl Etkiler?

İran-ABD ve İsrail savaşının Türkiye’ye olası etkileri ne olur? Prof. Dr. Erhan Afyoncu GZT’ye verdiği röportajda göç, güvenlik ve tarihsel rekabeti analiz etti.
Bölge ateş çemberine dönerken, MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, GZT’ye verdiği özel röportajda İran-ABD-İsrail savaşının Türkiye üzerindeki hayati etkilerini ve tarihsel arka planını değerlendirdi. Afyoncu, “Suriye tecrübesinden sonra İran’daki bir savaşın neticesi kaos olabilir” uyarısında bulundu.
İran-ABD ve İsrail Savaşı’nın Türkiye’ye Olası Etkileri!
Bölge ateş çemberine dönerken, MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, İran-ABD-İsrail savaşının Türkiye üzerindeki hayati etkilerini tarihi gerçeklerle yorumladı.
Tarihsel Köken: İran’ın Yönetimindeki Türk İmzası ve Bugünün Aktörleri
Prof. Dr. Erhan Afyoncu, İran’ın 1925 yılına kadar Türk hanedanları (Safeviler, Avşarlar, Kaçarlar) tarafından yönetildiğini hatırlatarak bugünkü demografik yapıya dikkat çekti. Bugün dahi dini lider Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan‘ın Türk kökenli olmasının tesadüf olmadığını, İran’da 35-40 milyon civarında Türk nüfusun yaşadığını vurguladı.
Batı’nın Yüzyıllık Planı: Türkiye’yi İran Üzerinden “İki Ateş Arasında” Bırakmak
Tarih boyunca Avrupa devletlerinin (Venedik, Habsburglar, Rusya), Osmanlı’yı zayıflatmak için İran‘ı bir “arka cephe” olarak kullandığını belirten Afyoncu, bu jeopolitik satrancın bugün de benzer izler taşıdığını ifade etti: “Uzun Hasan’dan itibaren Batı, Türkiye’yi iki ateş arasında bırakmak için İran’ı bir enstrüman olarak konumlandırdı. Bu stratejik kuşatma çabası, yüzyıllardır değişmeyen bir dış politika refleksidir.”
Savaşın Görünmeyen Yüzü: Mezhep Çatışması mı, Egemenlik Mücadelesi mi?
Osmanlı ve Safevi arasındaki gerilimin sanıldığı gibi sadece dini bir temele dayanmadığını söyleyen Afyoncu, meselenin özünde “Hakanlık Mirası” olduğunu belirtti. Başlangıçta çatışmanın tamamen siyasi olduğunu, “Türk dünyasının lideri kim olacak?” sorusuna yanıt arandığını, mezhep farklılığının ise bu rekabeti halk nezdinde meşrulaştırmak için sonradan ön plana çıkarıldığını ifade etti.
Tarihi Ezberleri Bozan Tespit: “40 Bin Kayıp” İddiası ve Gerçekler
Yavuz Sultan Selim dönemine dair sıkça dile getirilen “40 bin Alevi öldürüldü” iddiasını rakamsal verilerle çürüten Afyoncu: “O dönemde Sivas gibi bir şehrin nüfusu sadece 3 bin kişiydi. 40 bin rakamı, 13 büyük şehrin haritadan silinmesi demektir. Bu rakam tarihi gerçeklerle bağdaşmaz ve abartılıdır” dedi.
Sıcak Çatışma ve Türkiye: Sınırda Kaos ve Yeni Göç Dalgası Riski
Savaşın fiilen başlamış olmasıyla birlikte Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük riskleri değerlendiren Afyoncu, bu çatışmanın doğrudan bir “milli güvenlik” sorunu olduğunu vurguladı: “Önümüzde çok ağır bir Suriye tecrübesi var; ancak İran’daki bir savaşın yaratacağı göç dalgası ve sosyal-ekonomik sarsıntı çok daha büyük bir kaosa yol açabilir. Türkiye, sınır güvenliğini korumak adına tarihin en zorlu sınavlarından birini vermektedir.”























