Banu Avar: İhanet 100 Yıl Önce de Aynıydı
Araştırmacı-Yazar Banu Avar, 1918 yılından günümüze 100 yıllık ihanetin kronolojisini ve kurtuluşun şifrelerini deşifre ediyor.
Milli Mücadele’nin başladığı o karanlık günlerden günümüze değişmeyen tek bir gerçek var: İhanetin yöntemi. 1918’de Wilson Prensipleri ile başlayan Türkiye’yi bölme projeleri, bugün farklı isimlerle karşımıza çıkıyor. Peki, Türk milletinin genetik hafızası bu kaosun içinden nasıl çıkacak? Araştırmacı-Yazar Banu Avar, 100 yıllık ihanetin akıl almaz kronolojisini ve şifrelerini paylaşıyor. İşte tarihin tekerrür ettiği o süreç:
1918’den Günümüze: Türkiye Üzerinde Oynanan “Böl-Parçala-Yut” Senaryosu
İhanet 100 yıl önce de aynıydı. 2025’in sonunda tek bir cümleyle özetleyebileceğim bir olaylar dizisi aktaracağım; çünkü bugün yaşananları anlamak için düne bakmak şarttır. Sadece iki kelimeyle de özetlenebilir bu süreç: İhanet 100 yıl önce de aynıydı.
1918: İlk Bölünme Senaryoları
Evet, 1918’e gidelim. Wilson Prensipleri ilan edilmişti 4 Aralık’ta. Buna göre Osmanlı topraklarında bir Ermenistan ve bir Kürdistan kurulacaktı. Özellikle Amerikan Başkanı Woodrow Wilson bunu bizzat istiyordu. Böylece böl-parçala-yut siyasetinin temelleri atılmış oldu.
Bununla birlikte, Türkiye’yi bölmeyi hedefleyen yapıların şubeleri İstanbul’da birer birer açılıyordu. Örneğin; Türk Wilsoncular Birliği kuruluyor ve cemiyetin kurucuları arasında ülkenin ileri gelen aydınları yer alıyordu. Bu isimler açıkça Amerikan mandası talep ediyorlardı.
İhanet Cemiyetleri ve Kara Propaganda
Aynı zamanda Aralık 1918’de Mavri Mira heyeti kuruluyor, Rum çeteleriyle terör estiriliyordu. Kürdistan Teali Cemiyeti ise İngiliz mandası altında özerklik peşindeydi. Hatta Teali-i İslam Cemiyeti, Yunan uçaklarıyla Anadolu’ya “Mustafa Kemal’in katli vaciptir” beyannameleri atıyordu.
Dahası, 20 Mayıs 1919’da kurulan İngiliz Muhipleri Cemiyeti; Padişah Vahdettin ve Damat Ferit gibi isimlerle doğrudan İngiltere’den fonlanıyordu. Kısacası, vatanın dört bir yanı içeriden ve dışarıdan kuşatılmış durumdaydı.
Gazipaşa’nın Mücadelesi ve Kuruluş
Peki, Gazipaşa ve arkadaşları bu durumda ne yaptı? Mustafa Kemal, Nutuk’ta bu süreci “Her bölgede kurtuluş çareleri düşünüldü” diyerek açıklar. Sonuç olarak vatansever örgütler birleşti, Müdafaa-i Hukuk ruhu doğdu ve bu mucize başarılarak Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
Ne var ki, Gazipaşa’nın vefatından sonra geriye dönüş süreci başladı. Milli ekonomi IMF’ye, eğitim Amerika’ya, savunma ise NATO’ya teslim edildi. Buna bağlı olarak 2000’li yıllardan itibaren Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölünme adımları tekrar hızlandı.
Günümüz ve Fabrika Ayarlarına Dönüş
2007-2009 raporlarında yer alan “Türk kelimesinin anayasadan çıkarılması” gibi maddeler bugün bir bir hayata geçiriliyor. Özetle, silah bırakma oyunları oynansa da harita netleşiyor. Ancak Türk milletinin genetik hafızası devreye girmiştir; artık fabrika ayarlarına dönme vaktidir!