HABEŞİSTAN KARA KUVVETLERİ İMHA EDİLDİ

300Habeşistan Krallığı’nın Yemen Valisi Ebrehe komutasındaki, ağır silahlarla techiz edilmiş ordusu; taktik icabı olarak Mekke içlerine kadar ilerlemelerine izin verilmesinin hemen ardından, başlatılan yoğun hava akınlarıyla tamamen imha edildi.

Tarihte benzerleri ancak Hz. Süleyman’ın ordularında görülen ani hava saldırısı karşısında ne yapacağını şaşıran  komuta kademesi; çareyi kaçmakta bulurken, son teknoloji ürünü “kişi güdümlü” hedef tespit sistemine sahip mini bombaların hışmına uğramaktan kurtulamadılar.

Savaş Muhabirimiz Mülayim Selim Barış’ın Mekke’den bildirdiği haberin, diğer ayrıntılarıysa şöyle: Habeşistan Kırallığı’nın Yemen Vâlisi Ebrehe, Hristiyanlığı Arabistan’da yaymak ve Arapları Kâbe ziyâretinden vazgeçirmek için, San’a’da muhteşem bir kilise yaptırmıştı. Fakat, Araplardan bu kiliseye ilgi gösteren olmadı. Üstelik, Kinâne Kabîlesi’nden bir Arap, bir gece gizlice kilise içine pisledi. (Kendisini kınıyoruz.) Ebrehe bunu bahâne ederek büyük bir ordu ile Kâbe’yi yıkmak üzere Mekke üzerine yürüdü. Arapların bu orduya karşı koyabilecek güçleri yoktu. Mekkeliler şehri boşaltarak etraftaki dağlara çekildiler. Haber merkezimize ulaşan en son bigilere göre: Ebrehe, Mekke yakınlarında karargâhı kurdu. Kureyş Kabîlesinin reisi olan Abdülmuttalib’e (Hz. Muhammed’in dedesi) elçi göndererek, kan dökmek üzere değil, “sâdece” Kâbe’yi yıkmak için geldiğini bildirdi. Aynı esnâda Ebrehe’nin öncü kuvvetlerinin Mekkelilerin sürülerini yağmalayıp ordugâha götürdüğü haberi de ajanslara düştü. Bunlar arasında Abdülmuttalib’in de yüz adet devesinin bulunduğu  tahmin ediliyor.  Tüm bu gelişmelere sessiz kalan ve izlediği bekle gör politikası nedeniyle sert eleştirilere maruz kalan Abdülmuttalib, Ebrehe’ye giderek yağmalanan sürülerin geri verilmesini istedi. Ebrehe: “Ben, Kâbe’yi yıkmamam için ricâya geldiğini sanmıştım. Görüyorum ki sen, develerinin derdindesin, bunu sana yakıştıramadım…” deyince,  Abdülmuttalib’in büyük bir vakarla şöyle dediği kaydedildi: ” Ben, develerin sâhibiyim, onları istiyorum. Kâbe’nin de sâhibi var. O’nu sâhibi koruyacaktır.” Bu cevap karşısında sessiz kalan Ebrehe’nin, Abdülmuttalib’in develerini ve Mekkelilerin yağmalanan bütün mallarını geri verdiği bilgisinin de haber merkezlerine ulaşmasının ardından: Ebrehe’nin, her seferinde berâberinde bulundurduğu Mamut adlı büyük fil ile diğer fillerinin her türlü çabaya rağmen, diz çöküp oldukları yerde kaldıklerı öğrenildi.Tam da bu esnâda gök yüzünde beliren sürü sürü kuşların, ağızlarında ve pençelerinde taşıdıkları küçük taşları Kâbe’ye hücûma hazırlanan askerlerin üzerine bırakmaları, Habeşistan ordusunda olduğu kadar, Mekke çevresindeki dağlarda olan biteni korkuyla izlemekte olan şehir halkı için de tam bir şok oldu. Habaşistan kara kuvvetlerinin tamamına yakını, ebabil kuşları tarafından düzenlenen hava saldırısında imha edildi. Kaçıp kurtulabilen askerlerin bir kısmı ile Ebrehe’nin başkent San’a’ya döndüğü bilgisi Habeşistan Enformasyon Bakanlığı tarafından doğrulanırken: Ebrehe’nin dönüşünün hemen ardından yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak ölmesi; hava saldırıları sırasında kimyasal ve biyolojik silahlar kullanılanılmış olabileceği şüphesini gündeme getirdi. Saldırıda kullanılan ve üzerinde imha edilecek kişinin ismi yazdığı söylenen, en büyüğü misket büyüklüğünde olan bombacıklar; savunma sanayii alanında devrim olarak nitelendiriliyor. Söz konusu teknolojiyi inceleme altına alan batılı savaş teknolojisi geliştiricileri: “Henüz sırrını çözmeyi başaramadıkları teknolojinin, ileride; kişiye özel genetik kodlu bomba ve kurşunlar üretilmesinin önünü açacak bir fikir olduğunu, böylelikle de bilhassa 20. yüzyılda sıkça kullanılacağı tahmin edilen kitle imha silahlarının, yerini; zamanla kişi imha silah ve savaşlarına terk edebileceğini öngörüyorlar. Kazanılan zaferde kendilerinin ufak ya da büyük herhangi bir payları olmamasına rağmen, tamamen Allah’ın ikramı olan bu  zaferin ardından coşkulu kutlama törenleri düzenleyen Mekkelilerin: Habeşistan ordusunun önünde yürüyen filler sebebiyle, hâdiseye “Fil Vak’ası”, olayın meydana geldiği seneye de “Fil Yılı” adını taktıları da haber merkezimize ulaşan bilgiler arasında. Konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’de geçen ayetlerse şunlar: (105-Fil) Görmedin mi Rabb’in fil sahiplerine ne yaptı? * Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? * Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. * Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. * Ve onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

Share