CEMAAT MENSUPLARINA VERGİ KIYAĞI

300Cemaat mensuplarına vergi muafiyeti getirildi. Ekonomi çevrelerindeki; söz konusu vergi muafiyetinin, cemaat mensubu kişi sayısında büyük artışa yol açacağı ve bu sebeple de bilhassa İç Anadolu Bölgesi’nden tahsil edilen vergi gelirlerinde büyük bir düşüş yaşanacağı beklentisi, Keçiborlu Menkul Kıymetler Borsası’nda düşüşe yol açtı.

Sultan II. Murad’ın, Hacı Bayram Veli’ye büyük muhabbet beslediği öğrenildi. Hükümdarın, Hacı Bayram Veli’ye olan sevgi ve saygısından dolayı; ona mürid olanlardan vergi alınmamasına dair bir kararnemeyi geçtiğimiz günlerde yürürlüğe soktu. Ancak kararnamenin yürürlüğe girmesinin hemen ardından yaşananlar, ekonomi çevrelerini olduğu kadar, tasavvuf çevrelerini de şaşkınlığa uğrattı: Hacı Bayram Veli ve Müridlerinden Vergi Alınmamasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin getirdiği kolaylıklardan yararlanmak isteyen bütün Ankara halkı Hacı Bayram’ın müridi olduğunu iddia etmeye başladı. Ankara’da kimden vergi istense “Ben Hacı Bayram’ın müridiyim” deyip işin içinden sıyrılır oldu. Bu durum hükümdara yansıtıldı. Hükümdarınsa; Hacı Bayram Veli hazretlerine bir mektup göndererek, “Gerçek müritlerinizin sayısını bana bildiriniz, sizin bildirdiğiniz herkes vergiden muaf tutulmak üzere kabulümdür”dediği öğrenildi.
Devletine saygılı bir maneviyet büyüğü olarak kendisine bağlılığın kötüye kullanılmasından zaten şikayetçi olan Hacı Bayram Veli’nin, mektubu fırsat bilerek; müridlik iddiasındaki herkese haber saldığı, bütün müridlerine: “Falan gün falan yerde toplanınız” şeklinde bir mesaj ilettiği bildirildi. Belirlenen gün geldiğinde hemen bütün Ankara halkının şeyhlerinin(!) davetine uyarak bildirilen yere akın etmiş olduğu gözlemlendi.
Hacı Bayram Veli’nin; bir tepeciğe kurdurduğu siyah kıl bir çadırdan çıkarak, kalabalığa: “Beni seviyor musunuz?” diye sorduğu, kalabalığın ise hep bir ağızdan: “Elbette seviyoruz!”diye cevap verdiği, bunun üzerine Hacı Bayram Veli’nin ilk soruya ilaveten: “Bana yürekten bağlı mısınız? İstesem benim için canınızı verir misiniz?” diye; ilk soruyu pekiştirme amaçlı yeni bir soru daha sorduğu, kalabalığınsa bir ağızdan: “Canımız senin yoluna feda olsun…” diye bağırdığı kaydedildi.
Bunun üzerine Hacı Bayram Veli’nin: “Bugün bana bağlı olanları şu çadırın içinde bir bir kurban edip, canlarını cennete göndereceğim. Şimdi bir kişi çıksın” dediği, bunun üzerine kalabalıktan bir kişi çıktığı görüldü. Hacı Bayram Veli’nin o kişiyi çadıra aldıktan sonra; çadırda önceden hazırlattığı koyunlardan birini kestirerek, kanını çadırdan dışarıya akıttırdığı iddia edildi. Dışardakilerinse adamın gerçekten kurban edildiğini sanarak ürperdikleri, panikledikleri, şaşırdıkları… gözlemlendi.
Hacı Bayram Veli’nin kısa bir müddet dışarı çıkarak: “Bir kişi daha gelsin.”dediği duyuldu. Bunun üzerine bir adamın daha öne çıktığı, Hacı Bayram Veli’nin onu da çadıra alıp, aynı işlemi tekrar ettiği iddia edildi. Sonra dışarı çıkarak bir kişi daha istediği görüldü.
Çadırın önüne toplanmış kalabalıkta ise daha büyük bir şaşkınlık ve duraksama gözlemlenirken, “İşin şakaya gelir yanı yok. Giden gidiyor.” şeklinde hayıflanmalar duyuldu. Yine de bir hanım ileri çıktığı, Hacı Bayram Veli’nin onu da çadıra aldığı ve aynı olayın tekrarlandığı, dördüncü defa Hacı Bayram kurbanlık istemek için çadırın önüne çıktığında meydanı; in cin top oynarken bulduğu bildirildi.
Bunun üzerine, sultanın mektubuna karşılık olarak Hacı Bayram Veli tarafından yazılan cevabnamede: “Müridimizin adedi 2,5’tan ibarettir!” dediği öğrenildi.

Share